Necmettin Şimşek
Necmettin Şimşek Tam Temenni, Ters Tespit

Tam Temenni, Ters Tespit

* İstemek, dilemek, temenni etmek hep yarımdır. Temenninin tam ve olması ancak gayrete tabidir. Tespit etmek için deneyim en önemli geçerli kriter. Dönemimizde geçersiz ve tutarsız temenni ve tespitlere yer yok. Özellikle bütün dataları işleyen yapay zekâ her türlü tutarsızlıkları tespit ediyor. Avukatlar ve doktorların işi daha da zorlaşacak. Avukatlar okuduklarını muhakeme edemeyince boşuna adalet suçlanıyor. Doktorlar hastalığı düzgün tespit edemeyince boşuna ameliyathaneler doluyor. Genel olarak 2 meslek grubu haricinde işini düzgün yapmayan herkes işsiz kalacak. 2030 yılından önce ülkece 30.000$ kişi başına GSYH olmalı. Ekonomik olarak düzelme olunca sosyal hayatta daha düzgün olacaktır.

* Sosyal hayatın temeli aile. Aile yılı olan 2025 özelinde Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK tarafından açıklanan son nüfus verilerine göre, Türkiye'de boşanmış kişilerin oranı %5'e yükseldi. Bu artış, toplumsal dinamiklerin ve ekonomik koşulların değişimi ile doğrudan ilişkili. Ekonomik sıkıntılar, çiftler arasında stres ve gerginlik yaratmakta, bu da boşanma kararını etkileyen önemli bir unsur olmaktadır. Toplumda kadınların iş gücüne katılımının artması, bireylerin bağımsızlık arayışını teşvik etmekte ve geleneksel aile yapısında değişimlere yol açmakta. Boşanma süreçlerinin hukuki olarak daha kolay hale gelmesi de çiftlerin boşanma kararını daha hızlı almalarına olanak tanımakta. Özellikle artan aldatma vakaları, çiftler arasında güven sorunlarına yol açmakta ve boşanma oranlarını artırmakta

* Temenni ve tespit konusunda herkes yorum yapmakta fakat sürekli temenni sonrasında yapılmayan işler boşa düşürüyor o kadar emeği. Tespit yanlış yapılınca ise tedavi yerine farklı dertler sıkıntılar oluyor. En kolay konuşulan konular siyaset ve spor. Durumumuz çok da iç açıcı değil. Geçenlerde yabancı hakemli bir maç oldu. Ben bunu kabul edemem. Kabul edenin mantığını da anlamam. Mevcut problemlerin tamamı kendimizden kaynaklı olduğu için çözümde bizim elimizde olmalı.,

* Gözüken ve gözükmeyen bütün problemlerin temeli ekonomik. Ülke olarak enflasyonla mücadelenin gerektiği kadar edilmediği kanaatindeyiz. Kamu kaynaklı enflasyon ile ülke enflasyonunu kamu üretiyor ve TÜİK de bunu açık ediyor. Hal böyle olunca ülke olarak enflasyonun kısa sürede ineceğine inanamıyoruz. Halkın enflasyon beklentisi, bir önceki aya kıyasla 4,2 puan artarak %62,8 olmuş. Üstelik kadınlar %66,5 ile daha karamsar. Erkekler %60,5 tahmini vermiş. Emeklilerin enflasyon beklentisi ise 14,4 puan daha yüksek. Kısaca halkın enflasyon beklentisi yükselmiş. Aslında Merkez Bankası da enflasyon tahminlerinde oldukça temkinli davranıyor. Yılbaşında %21’lik tahminini %24’e çıkarmış. Piyasa katılımcıları diye bir grup var ki onlar da %28,3 diyor. Reel kesim ise %41,9’luk enflasyon bekliyor. Ancak benim gözde tahmincilerim ev kadınları da %50-60 arası diyor. Yönetimin enflasyonla mücadelede başarıya inancını anlıyorum. Merkez Bankası yönetimi her ne kadar %24’e inanmasa da yılsonunda %30’un fazlaca aşılmayacağına yürekten inanmış olabilir. Sorun şu ki halkı da inandırılmadıkça vatandaşın zihnindeki fiyatlar daha da artacak yargısı değişmiyor. Halkı inandırmak istiyorsanız, bizzat kamunun enflasyon üretmeye son vermesi gerekir. Doludizgin harcayarak bütçe açığını şişirirseniz halkı sizin enflasyonu yeneceğinize inanmaz. Peki, ne yapmak gerekiyor söz ile öz bir olmalı, söylediğini yap ve yapabileceğini söyle, sen kani değilsen beni iknaya çalışma, saygıyı güven oluşturur, sevgi pekiştirir, önce sen bana güvenmelisin. İnanmak istiyor muyuz? Elbette. Bugün geniş halk kitleleri enflasyonun pençesinde kıvranıyor. Sanayicisi, tüccarı, küçük esnafı, çiftçisi, emeklisi, engellisi. Kısaca herkes şu enflasyonu düşürün talebi ve beklentisiyle yapılan tahminlere inanmak istiyor. Ancak duyduğuna değil yapılanlara bakarak inancını koruyor.

* Sonuç olarak, ülkece hepimiz mutlu ve yaşamımızdan memnun olmalıyız. Ekonominin bir sosyal bilim olmasındaki temel sebepler arasında, hedefin toplumsal refahı artırması olmalı. Toplumsal refahı ölçen göstergelerden birisi de mutluluk ve yaşam memnuniyeti araştırmalarıyla ölçülen istatistiklerdir. TÜİK yaşam memnuniyeti anketindeki tablo maalesef malumun ilanı şeklinde. Son 20 yılda toplumsal mutluluk düzeyinde, toplum genelinde mutlu olduğunu iletenlerin payının hızla azaldığını görüyoruz. Toplumun genelinde mutlu veya çok mutlu olduğunu iletenlerin payı son 20 yılda yaklaşık 10 puan azalarak 2024 yılında %49,6’ya düşmüş. Mutsuz ve çok mutsuz olanların payı da bu dönemde 7,5 puan artmış. Mutluluğun kaynakları, toplumsal olarak bizi en çok mutlu eden kişiler, %70 ile ailemiz. Aile içinde ilk sırada çocuklar geliyor. İkinci sıra ise zaman içerisinde değişmiş. Bundan 10 yıl öncesinde mutluluk kaynağı olarak 2. sıra eşler iken, 2020 sonrasında kişinin kendisi olmuş. Ülkenin en önemli sorunları arasındaki sıralamamız da zaman içerisinde değişmiş. Pandemi dönemi olan 2020 yılında en önemli sorun %18,5 ile işsizlik iken, 2024 yılında birinci sıraya %29,2 ile hayat pahalılığı olmuş. 2024 yılında en önemli 2. sorun eğitim, 3. ise yoksulluk. Geçtiğimiz yıl, en önemli sorunlar listesine, 4. ve 5. sırada, adalet ve hukuk sistemi ile ahlaki ve toplumsal değerlerin bozulması girmiş. Hatırlamak gerekirse, adalet ve hukuk sistemi ile ahlaki ve toplumsal değerler 2020 yılındaki sıralamada ilk 5 toplumsal sorunun arasında yoktu. Tespitler verilere bakılarak yapılır. Temenniler tespitler doğrultusunda olur. Gerisi lafügüzaf...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Necmettin Şimşek Arşivi